Taksici ve Ben
Yaya geçidinin biraz ötesinde kolay müşteri arayan taksicilerden olduğu belliydi.
Her zamanki gibi önce sordum.
- Kurtuluş'a atar mısın abi?
Anlamamış ifadesi ve ağzından dökülen anlaşılmaz sesler ile beni arabasına kabul etti.
Hep taksicilerin Dolapdere'den Kurtuluş'a neden çıkmak istemediklerini düşünmüşümdür. Herhalde kısa olması sorundu. Gerçi o bölgede de pek çok müşteri bulmaları mümkün. Zira her gün o kadar çok taksi çeviren insan görüyorum ki, bazen taksi kuyruğu bile oluyor. Garip mahalle.
Neyse, bindik, yola çıktık.
Tam dönüş yapacağımız ışıklara yaklaşıyorduk ki, bir anda durdu ve pencereden başını uzatıp,
- Arkadaş birazdan inecek atlayın oradan devam ederiz.
Benim için ani olan bu teklifi sakin karşıladım, o ise destekleyici sözler ve vücut diliyle yolda taksi çevirmeye çalışan adamları kafalamaya çalışıyordu.
Bir çırpıda ikisi de arabaya binmişti bile. Ne çabuk! Kızgınlığım tam kıvamına gelemedi bile!
E, ben de adama bir teklif de bulundum.
- Ben de burada ineyim bari abi.
- Peki.
- Ama parayı ödemeden.
Gülüşmeler.
Öyle de yaptım.
Arkamdan şaşkın bakakaldı adamcağız.






